THE PLATFORM
The Platform filmi İspanyol yapımı olan, temelinde gerilim ve korkunun dolayısıyla şiddetin de bir hayli olduğu, ancak felsefikliğin daha ağır bastığı 2019 yapımı bir filmdir. Filmde ana karakter Goreng sigara bırakmak gibi bir sebeple bilmediği bir hapishaneye kendi isteğiyle girer. Bu hapishane bildiğimiz hapishanelerden farklıdır çünkü 300 kattan oluşan ve her katta bir delik olan bir yerdir. Yemek her gün en yukarıdan başlayarak deliklerden aşağı iner, ki zaten 100.katta yenilecek yemek kalmamış olur. Sonuç olarak da en alt katlarda kalan insanlar birbirlerini öldürüp, öldürdüğü kişiyi yemek dışında başka çare bulamazlar, çünkü bir ay o katta bulunmak zorundadırlar...
Filmde vurgulanan bir çok tema olmasına rağmen, filmin başından sonuna kadar özellikle üzerinde durulan düşünce insan temelde kötüdür ancak sistem de insanı kötü yapar, ki zaten bir sistemin temel birimini de insan oluşturur fikridir.
Filme göre insan temelde kötüdür, çünkü empatiden yoksundur ve aç gözlüdür... En alt katta kaldığı süre boyunca hiçbir şey yiyemeyen insanlar, en üst katlara çıkınca her seferinde hiç yemek yememiş gibi saldırmaktadır ve alt kattaki insanları düşünmemektedir. Hatta o kadar alçalırlar ki, Goreng'le aynı katı paylaşan Immoguiri’in köpeği bile bir gün yemek yiyip diğer gün oruç tutabilirken, üst katlarda kalan insanlar Immoguiri’nin alt kattaki insanlara da ayırın ikazlarına rağmen o insanları düşünmeden her şeye el ayak demeden saldırmaktadırlar, yani bir köpek kadar dahi olamazlar. Bu durum aslında insanların sorunlara tamamen iç güdüsel yaklaşmasından kaynaklanır , ki bu da Freud’un id evresine denk gelmektedir. Çünkü Goreng ve Baharat bu sisteme başkaldırı amaçlı aşağı katlara indikleri zaman, tüm insanlara yetecek kadar yemek götürmek istediklerini bildirdiklerinde hemen hemen herkes denilen problemi umursamadan yemek yemek istemişlerdir. Bu da insanların ne kadar bencil ve empatiden uzak olabildiğini göstermektedir.
İnsan kötüdür düşüncesi vurgulanır doğru, ancak belki de insanı kötülüğe sürükleyen içinde bulunduğu sistemdir düşüncesi daha ağır basmaktadır. Zaten bu sistemi yaratan da devam ettiren de insandır. Daha filmin ilk sahnelerinde Goreng insanların artığı olan yemekleri görünce tiksinirken ve bir şey yemezken, bir süre sonra o da diğer karakterler gibi tiksinmeden, hatta bu durumu gayet normal karşılayarak yemeye başlar. Ayrıca, aynı katı paylaştığı ilk hücre arkadaşı Trimagasi birini yanlışlıkla öldürdüğü için hücreye düşmüştür. Ve alt katlardayken Goreng’i açlıktan etini kesip yemek istemesi üzerine, Goreng bıçakla Trimagasi'yi delik deşik etmiştir. Ki bu sahne her iki karakterinde sistemin zorlaması üzerine katil olmak zorunda olduklarını en iyi gösteren sahnedir. Yani insanlar var olan sistem yüzünden bir canavara dönüşebilmektedir. Filmde üç karakter dışında (bunlar Goreng, İmmoguirini ve Baharat'tır) bu canavar sistemi değiştirmeye çalışmak isteyen kimse yoktur. O yüzden bu sistem insan yapımıdır ve yine insanlar isteyerek devam ettirir.
Sonuç olarak The Platform filmi acı bir şekilde insanın doğasını eleştirmektedir. Bunu insanın bencilliği ve açgözlülüğü üzerinden harika bir şekilde göstermesine rağmen, var olan sistemi de eleştirmeden geri kalmayarak, aslında yine bu sistemi oluşturan ve ona ayak uyduran insanı ele alarak çok güzel bir yapıt ortaya koymuştur.
The Platform filmi İspanyol yapımı olan, temelinde gerilim ve korkunun dolayısıyla şiddetin de bir hayli olduğu, ancak felsefikliğin daha ağır bastığı 2019 yapımı bir filmdir. Filmde ana karakter Goreng sigara bırakmak gibi bir sebeple bilmediği bir hapishaneye kendi isteğiyle girer. Bu hapishane bildiğimiz hapishanelerden farklıdır çünkü 300 kattan oluşan ve her katta bir delik olan bir yerdir. Yemek her gün en yukarıdan başlayarak deliklerden aşağı iner, ki zaten 100.katta yenilecek yemek kalmamış olur. Sonuç olarak da en alt katlarda kalan insanlar birbirlerini öldürüp, öldürdüğü kişiyi yemek dışında başka çare bulamazlar, çünkü bir ay o katta bulunmak zorundadırlar...
Filmde vurgulanan bir çok tema olmasına rağmen, filmin başından sonuna kadar özellikle üzerinde durulan düşünce insan temelde kötüdür ancak sistem de insanı kötü yapar, ki zaten bir sistemin temel birimini de insan oluşturur fikridir.
Filme göre insan temelde kötüdür, çünkü empatiden yoksundur ve aç gözlüdür... En alt katta kaldığı süre boyunca hiçbir şey yiyemeyen insanlar, en üst katlara çıkınca her seferinde hiç yemek yememiş gibi saldırmaktadır ve alt kattaki insanları düşünmemektedir. Hatta o kadar alçalırlar ki, Goreng'le aynı katı paylaşan Immoguiri’in köpeği bile bir gün yemek yiyip diğer gün oruç tutabilirken, üst katlarda kalan insanlar Immoguiri’nin alt kattaki insanlara da ayırın ikazlarına rağmen o insanları düşünmeden her şeye el ayak demeden saldırmaktadırlar, yani bir köpek kadar dahi olamazlar. Bu durum aslında insanların sorunlara tamamen iç güdüsel yaklaşmasından kaynaklanır , ki bu da Freud’un id evresine denk gelmektedir. Çünkü Goreng ve Baharat bu sisteme başkaldırı amaçlı aşağı katlara indikleri zaman, tüm insanlara yetecek kadar yemek götürmek istediklerini bildirdiklerinde hemen hemen herkes denilen problemi umursamadan yemek yemek istemişlerdir. Bu da insanların ne kadar bencil ve empatiden uzak olabildiğini göstermektedir.
İnsan kötüdür düşüncesi vurgulanır doğru, ancak belki de insanı kötülüğe sürükleyen içinde bulunduğu sistemdir düşüncesi daha ağır basmaktadır. Zaten bu sistemi yaratan da devam ettiren de insandır. Daha filmin ilk sahnelerinde Goreng insanların artığı olan yemekleri görünce tiksinirken ve bir şey yemezken, bir süre sonra o da diğer karakterler gibi tiksinmeden, hatta bu durumu gayet normal karşılayarak yemeye başlar. Ayrıca, aynı katı paylaştığı ilk hücre arkadaşı Trimagasi birini yanlışlıkla öldürdüğü için hücreye düşmüştür. Ve alt katlardayken Goreng’i açlıktan etini kesip yemek istemesi üzerine, Goreng bıçakla Trimagasi'yi delik deşik etmiştir. Ki bu sahne her iki karakterinde sistemin zorlaması üzerine katil olmak zorunda olduklarını en iyi gösteren sahnedir. Yani insanlar var olan sistem yüzünden bir canavara dönüşebilmektedir. Filmde üç karakter dışında (bunlar Goreng, İmmoguirini ve Baharat'tır) bu canavar sistemi değiştirmeye çalışmak isteyen kimse yoktur. O yüzden bu sistem insan yapımıdır ve yine insanlar isteyerek devam ettirir.
Sonuç olarak The Platform filmi acı bir şekilde insanın doğasını eleştirmektedir. Bunu insanın bencilliği ve açgözlülüğü üzerinden harika bir şekilde göstermesine rağmen, var olan sistemi de eleştirmeden geri kalmayarak, aslında yine bu sistemi oluşturan ve ona ayak uyduran insanı ele alarak çok güzel bir yapıt ortaya koymuştur.
Yorumlar
Yorum Gönder