Ana içeriğe atla

Adaletin Sesi "Ütopya"

Ütopya kitabı Thomas More tarafından yazılan bir eserdir. Kitapta Ütopya adlı bir ada vardır ve bu ada da beş yıl boyunca bulunan bir denizci, orada geçirdiği günlerden ve Ütopya insanının toplum yapısından bahsetmektedir. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere bu ada aslında hiç var olmamıştır, sadece More’un yaşamak istediği dünyayı temsil etmektedir. Çünkü bu adada adalet sistemi olabildiğince iyi bir şekilde işlemektedir...
Maalesef yaşadığımız dünyada adalet adına bir şey bulmak pek olası değildir. Çünkü her zaman zengin olan zengin, fakir olan ise fakirdir... Bazı fakir insanlar hırsızlık gibi suçlar işlemektedir. Ve More bu durumu eğer çalmazlarsa insanlar ya açlıktan ölecektir ya da iş aramaktan sağlıkları da, sırtlarında ki giysileri de yıpranacaktır şeklinde bahsetmektedir. Doğal olarak bu insanlar çalmak zorunda kalırlar. Bu cümlede tabi ki de More'un hırsızlığın güzel bir durum olduğunu savunduğunu düşünmek yanlış olur, çünkü yazar dünyada olan bir adaletsizlikten yakınmaktadır. More'a göre hırsızlıkların en büyük sebebi, çalışmak isteyenlerin iş bulamaması ve bir çok yiyecek fiyatlarının artmasıdır. Ayrıca gösteriş için harcanan paralar da üst başı çekiyor. 
 More insanların fakir olmasının tamamen aristokratların suçu olduğundan yakınır. Çünkü ona göre aristokratlar yani soylular,  insanların alın teriyle geçinmekte, topraklarında çalışanları daha fazla kazanmak için derisine kadar yüzmektedir... Ona göre “malın mülkün kişisel bir hak olduğu, her şeyin parayla ölçüldüğü bir yerde toplumsal adalet ve rahatlık hiç bir zaman gerçekleşemez.” Çünkü senin benim ilkesi kötülüğe elverişli bir topluma götürür, örnek olarak da her gün sürüyle açılan davaları vermektedir. Ona göre bu durumun çözümü tamamen komünizmdir ancak geçmişte komünizmin işlemediğini görmüş bulunmaktayız...
Kısacası Ütopya'yı okuyan hangi milletten olursa olsun kendinden bir parça bulacaktır. Kitap için adalet kavramına özellikle değinilmiştir demem makul olacaktır. Çünkü gördüğünüz gibi bir hayli örnek öne sürülmüştür... Yazıma kitabın en can alıcı sözlerinden biriyle son vermek istiyorum: “ iki çeşit adalet vardır yeryüzünde: biri yaya giden, yerlerde sürünen, sağa sola sapmasın diye birçok bağlarla sıkı sıkı bağlanan yoksul halka uygun zavallı bir adalet; öteki de, canının istediğini yapanlara, yasalarla sınırlanmayanlara, yüksek mevkide olanlara uygun pek şahane bir adalet .”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIRADAN BİRİ

                                                                                                                   SIRADAN BİRİ Kalabalık caddeleri her zaman çok sevmişimdir. Belki de hiçbir zaman tanışamayacağınız insanları görme ve inceleme şansı bulursunuz. Ben bu kişilerin hayatlarını çok merak edip, her birinin yaşamı ile ilgili hayal bile kurarım çoğu zaman… Bir caddeden belki de binlerce insan geçerken sadece bir kaçını vaktinin yettiğince izleyebilmek oldukça üzücü bir şey. Ancak en azından bir çok insanın aksine dış görünüşlerine bakıp hayatlarını görmeye çalıştığım için şanslı olduğumu bile söyleyebilirim... Şimdi beni çok kalabalık bir cadde de bir bankta otururken hayal etmenizi istiyorum...

MAHKUM

  MAHKUM Özgürlük Ne garip şu… Hepsi canavar Dakikalardır masa başında oturmuş, karalıyordu önündeki kağıdı… Aklına gelenleri, daha doğrusu aklına gelmesine cesaret edemediklerini yazıp siliyordu. Hani çocukken önünde duran ateşe   dokunmak istersin ama elin yanacağı için annen buna müsaade etmez … İşte düşünmek, düşündüğünü sesli dile getirmek ateşti onun için. Ancak engel olamıyordu, elinde değildi yazıp çizmişti bir kere… “keşke” diyecek oldu ki, ‘hayatında hiçbir zaman pişman olma’ cümlesi çıkıverdi ağzından. Kanıtları yok ederse kimse farketmezdi ayrıca… Kalktı masadan. Elde ettiği tek şey önündeki üstü çizili kelimelerden oluşan kağıt yığınıydı. Hayatına benzetti bu kağıt yığınını. Tıpkı bu kağıtlar gibi hayatı da bir enkaz altındaydı. Girdiği tüm işlerde başarısız olmuş, üstüne ailesiyle bir dargın bir barışık ilerleyen ilişkisini kesmişti. Yapayalnız kalmıştı bu dünyada. Tutunacak tek dalı vardı o da çocukluk hayali olan yazmaktı, ki bu hayal de yine ertelenm...